Tumblr Mouse Cursors
Miaa

Miaa






çok güzeller değilmiiii :) benim onlarrr


En çok ben dinlemiştim seni.En çok ben kafa yordum dertlerine.Yaşadıklarını,yaşadıklarım gibi benimsedim,kabullendim.Sen en saçma nedenden bile üzülsen,içimde kıyametler kopardı.Öyle önemsedim seni.Sen üzüldün diye üzüldüm,ağladım.

Lanetler okudum seni üzenlere.Seni sebepsiz yere terk edenleri içimde öldürdüm ve ellerimle gömdüm.Ben saçının teline kurban olacak kadar severken seni onlar seni nasıl terk edebilirdi?Anlayamadım.Belkide anlamak istemedim.
Aslında en iyi sen tanıdın beni; en saf halimi açtım sana…Sen bu halimi bile sevmedin.Başkalarına benzemeye çalıştım -senin sevdiklerine- yinede sevmedin.
Yastığım ıslak uyandım aylarca.Küçükken oyuncaklarımı çalan çoçuklar gibi çaldılar seni benden.Her parçanı sökmeye çalıştılar içimden.Hepsiyle tek tek savastım ve yendim.
Kimseye anlatamadım seni.Seni gördügüm gibi anlatırsam onlarda çalar diye anlatamadım.
Şehirler,kilometreler fark etmedi benim için.Senin bir yerlerde nefes alman yetti bana.Ben bununla yetinmeyi öğrendim.
Bir nebze olsun eksilmedi sevgim.Okka okka arttı her geçen gün.
Ben ikimizi birden sevdim sevgilim.Sana fazla iş bırakmadım.
Şimdi oyalanmadan gel!

Ellerim şubat soğuğu.
Gözlerimden yağmur damlaları gibi dökülen inciler.
Bakışlarıyla öfkemi kontrol edebilen bir adam.
Gözlerinde çakan o şimşekleri gören her kadında kazandığı fetihin özgüveni.
Bu fetihlerde kazandığı anlayış ve duygunun getirdiği olgunluk.
Ağızdan bir anda çıkan fakat seçilmiş hissi veren sözcükler.
Ruha dokunan cümleler.
Gözlere denk getirilmemeye çalışılan bakışlar.
Utangaçlığın verdiği kırmızı yanaklarda ki masumiyet.
Isırılan dudaklar.
Kocaman,temkinli ellerin yanaklara yolculuğu.
Küçük bir buse.
Daha da kızaran yanaklar.
Bedende dolaşan kollar.
Ve güven.


yanımdaydı.

konuşma tarzını,

dudaklarının hareketlerini,

gözlerini,

yüzünün her bir noktasını dikkatlice inceleme fırsatı bulmuştum.

ama imkansızdı.

onu bu derece istemek olmayacak duaya amin demek gibiydi.

canım acımıştı.

ona fiziksel olarak bu kadar yakınken aslında kalbinden kilometrelerce uzakta olmak canımı sıkıyordu.


Kıskanıyorum çok. Bilemiyorum neden, belki de tamamen bencilliğimden. Sana en güzel anıları yaşatmak istiyorum, en çok benimle mutlu olmanı ve bana o kadar bağlanmalısın ki, beni hiç bırakmayasın. Sana bütün iyilikleri yapmak istiyorum, bütün mutlulukları hediye etmek istiyorum. İlkin bile olmasam, ilkinden daha farklı, daha güzel olmalı her şey, hayır ben ilkin olmayabilirim ama sonun olacak kadar sev beni, ve öyle olmalıyım ki geçmişini unutturacak kadar eşsiz yaşatmalıyım. En imkansızları, parmak ucuna kadar yaklaştırmalıyım, hayallerini tamamlayayım. Her şeyin olmalıyım, seninle küfretmek istiyorum, erkek muhabbeti belki.Dışarıda takılmak için deli bir arkadaşın, efkarlandığın zaman ilaç gibi gelecek dostun, her sabah uyandığında seni mutlu edecek aşkın, gözlerime baktığında kendini hiç olmadığı kadar rahat ve mutlu ettirecek bir sevgili; ben senin her şeyin olmalıyım.

Ama n’olur siktir olup gitmeyeyim, üzmeyeyim, kaybetmek istemiyorum seni, olmaz. Arada bir git, özlet kendini, ben inadına hoşuna gitmeyen şeyler yapayım, kavga edelim ağzıma sıç ve ben değerini daha çok anlayayım, kibrim gözlerimi boyamasın, seni büyüleyecek kadar iyi ve yakın, üzmeyecek kadar da kibirsiz olmak istiyorum. Ben seni hayatımın geri kalanında istiyorum, tamamiyle, ve hata yapmamam lazım, çok dikkatli.. Sen istemedikçe, izin vermedikçe aşık olmayacağım, ama en yakınında olacağım, tarif edilmeyen bir bağ olacak, her şey yavaş yavaş olacak.Önümde çok zorlu bir süreç var ve ben seni hep yanımda istiyorum ve beni kimse durduramaz, her şeyi yaparım gerekirse, her şeyi. Çünkü seni buldum, istediğim kişiyi.


Unutmak normal karşılamak değilmiş, bunu bugün öğrendim. Küçük cümleler, söylenmiş laflar hiç unutulmazmış. Biriyle tartıştığımda senin beni sakinleştirmek için söylediğin kelimeleri kullandıklarında afallıyorum, kendimi kötü hissediyorum ve seni içimden tamamen atamadığımı hatırlıyorum. Hatırlarsan ilk konuştuğumuz zamanlarda babaannen sana fal bakmıştı, falında kısa boylu, şapkalı, etek giyen bir kız çıkmıştı benim olduğumu düşünmüştün. O gün o konuyu öyleye kapatmıştık ama fark ettim ki her gördüğüm kısa boylu kıza şapka takıp, etek giyer misin diye soruyorum. Seni hala o kadar kendime saklamak istiyorum ki, benimle olmayacaksın ama olma da başkasıyla. Dokunma başkasına, sevme başkasını, bana dinlettiğin şarkıları dinletme, beraber film izlemeyin, onu gıdıklama, onunla dalga geçme, yapma. Kimse sevmesin seni, yalnız ben seveyim. O kadar korkuyorum ki sana karşı umutlarımın tükenmesinden, umut ağacımdaki son yaprağın da dökülmesinden, ağacın çıplak kalıp yavaş yavaş dallarının kırılıp devrilmesinden, o kadar korkuyorum ki. Bu ağaç senin varlığınla çiçek açtı, güzelleşti, budaklandı, senin yokluğunla dökülmesin, o senin eserin, o senin. Biliyorum olmayacaksın artık benim ama olma başkasının da, gitme onlara, sen yine sana kal, sen yine bana kal.


İlk tanıştığımız zamanları hatırlıyorum da, her şeyden habersiz seni keşfetmeye hazırdım ben. Daha ilk günden izin vermiştim bana hükmetmene, o günden belliydi esirin kalacağım. Öyle farklıydın ki, hala da kabul ediyorum bunu, farklısın, çok farklısın, hep de öyle kalacaksın. Arzuladığın şeyin elindeki olmadığını bile bile sana koşar adım geldim, yanında kaldım. Mutluydum o an, anlık arzularımı geleceğin mutluluğuna tercih etmiştim. Büyük aptallık ! Nereden bilebilirdim ki gerçi, ya da sevilmeye o kadar muhtaçtım ki teslim etmiştim kendimi sana. Farklı olduğun kadar zorsun da, sevildiğini bilmek istiyorsun fakat bunun adını koymak istemiyorsun. Doya doya sana sevgimi yaşayamadım ben ne o zaman ne de şimdi ! Herkese seni anlatırdım, bir sorunları olduğunda hep senden örnekler verirdim, az da olsa tatmin olurdum, çünkü seni düşündüğüm an o oluşan tatlı hissin yüzümde oluşturduğu tebessümden korkmazdım. Bunu senin yanında hiç yaşayamadım. Ne zaman gördün, gözlerine bakarken birden gözlerimi kaçırıp kızardığımı, salak salak etrafımda döndüğümü, şarkılar söylediğimi ? Evet, biliyordun seni sevdiğimi, sana sığındığımı ama hep itici taraflarıyla gördün bunu, hep sıkan taraflarıyla gördün, boğuldun, kaçtın. Tutamadım seni elimde, kayıp gittin, terk ettin. Sana aynı anda saf aşkı ve tutkuyu yaşatmamı istedin, yapamadım, özür dilerim. Canı yanan sen değilsin ama özür dilerim, sana en güzel duyguları yaşatmak isterdim, hayata dair bir umut kaynağı, seni teselli edecek bir dostun, her şeyin olabilmek isterdim. Seni hayatta tutan olmak isterdim, beceremedim. İçimdeki o saf duygunun, o küçük kıvılcımın alev almasına izin verdim, kocaman bir yangın oldu, tüm benliğimi sardı. Ruhumla bedenimi ayıran o ince çizgiyi aştı, artık ruhumdan öte tüm bedenim, tüm hücrelerim kabullendi hükmünü, uyuştu karşında, diz çöktü aşkına. Aklın almıyor belki de benim içimde neden böyle fırtınalar koptuğunun, aklın alsaydı içinde fırtınalar kopan ben değil sen olurdun. Her hareketine bir anlam verdim ben, bana yaşattığın her farklı hisse, duyguya koşulsuz inandım, sen yaptım onları bana kattım, benliğime yeni bir tanım olarak oturttum seni. Vazgeçmem her saniye daha da zorlaşıyordu benim için, güçsüzleşiyordum. Unutmuştum acının güçlendirdiğini, ayaklarımın yerden kesilmesine izin verdim, uçtum, bulutların arasında süzüle süzüle, güneş tenimi ısıta ısıta yükseldim, huzura eriştim. Sanırım yeryüzüne dönemeden gece oldu, dondurucu bir soğuk ve gökyüzü bomboş, o kadar yıldız arasında, o kadar kalabalık arasında tüyler ürpertici bir yalnızlık hüküm sürmeye başladı bu sefer. Dayanamadım, yere düştüm, unutmuşum gerçeği, o bana hissettirdiklerini, unutmuşum. Bir kez daha anladım acı gerçeklerin bir dürtüsü, gökyüzünde yolumuzu kaybetmememiz için bir dürtü. 

Aynaya bakıyorum da şimdi, evet bu halim, çökmüş yüzüm, yıpranmış saçlarım, nefesimdeki o ağır sigara kokusu, evet hepsi bunlardan. Buhranım bugün bir kez daha canlandı, ilk günkü gibi. Anılarım, onları sakladığım o yerden birden çıkıverdi ortaya. Onlar artık anı değildi, her saniyesi iğne gibi batan acılardı onlar. Sana hep kızardım sigara içtiğin için, şimdi sigarasız yapamıyorum, az da olsa uyuşuyorum. Belki de senin kaçtığın şeyler vardı, uyuşmak istiyordun, kaybolmak, gecenin sessizliğine bürünmek istiyordun, gerçeklerle baş başa ama bir o kadar da uzak. Seni şimdi daha iyi anlıyorum. Dibe vurmanın riskini göze alarak mutluluğu tadıp tekrar yükselmekten korkuyorum, gece bir o kadar daha gerçek günden. Duygularım daha net, en azından burada hissettiklerimin gerçek olduğunu biliyorum. Hissettiğim acı da gerçek, tattığım hazlar da. Belki de hor gördüğümüz şeytan da geceye bürünmeyi istedi, biz onu hep kötü gördük. Pencereye yansıyan silüetime bakılacak olursa evet, şeytan da geceye sığınıyor. Sen de şeytan mıydın yoksa bir zamanlar beni günaha çağıran ? Yasak duyguların temsilcisi şeytan. Bana bugün nasıl da gülümsedin oysaki, melek gibi. Gördüğüm en tatlı şeymiş gibi. Gerçi hep öyleydin ki gözümde. Benim oyuncak ayımdın sen, o çocukça hayal gücümün en derinliklerinde seni tarif eden kelimeler buluyordum. Bilmiyordum ki gittiğinde bana o kadar acı yaşatacak, seni anlatan bir kelime daha bana bir bıçak darbesi daha indirecek, bilemedim, olmadı. O anın verdiği huzurdan kör olmuşum, bunu düşerken anladım. Bunu bugün bir kez daha anladım. Bir sigara daha yaktım, sen bugün bir kez daha gittin, bir kez daha bittim, bunu bugün anladım.


Bir insanın en çaresiz olduğu zamanlardan biri ne zaman biliyor musun? Duşa giriyorsun ya hani, zaten çırılçıplaksın. Yaşadığın tüm acılarla soğuk duvara yaslanıp yere oturuyorsun. Suyun seni ıslatmasına ve gözyaşlarının onlara karışmasına izin veriyorsun. Düşüncelerin beynini yormaya başlıyor. Banyon bitince aynanın buğusunu silip, kendine bakıyorsun. İşte o zaman o kadar güçsüz hissediyorsun ki…

Gözyaşlarından kızarmış gözlerine bakıp kendinden parçalar arıyorsun bedeninde. Aynadaki insandan kendini çok uzakta hissediyorsun. Elini kalbine koyduğunda, “Bir insan nasıl bu kadar kırabilir?” diye düşünüyorsun. Sen hiç ağlamayı hak etmiyorsun, o hiç bu kadar sevilmeyi hak etmiyor aslında.
Kurulandıktan sonra, banyonun kapısını açıyorsun. Suratına vuran o soğuk havayla sarsılıp, “Güçlüyüm ve mutluyum. Ben iyiyim.”diyorsun. Annenleri görüp gülümsüyorsun. Hiç banyodaki kız değilmişsin gibi. Sanki o anları hiç yaşamamışsın gibi…


17
To Tumblr, Love PixelUnion